Masal Okuma “KURBAĞA VE ÖKÜZ”
Kurbağa yavruları bataklıkta oynarken hiç unutamayacakları bir şey görmüşler. Hemen koşarak gidip babalarına anlatmışlar.
Bir tanesi,
‒ Babacığım, biraz önce dünyanın en korkunç hayvanını gördük o kadar büyüktü o kadar büyüktü ki, demiş.
Başka biri,
‒ Kocaman boynuzları vardı, kuyruğu da upuzundu, ayakları ise gölün kenarındaki büyük taşlar gibi koca koca idi, diye eklemiş.
Babaları yavrularının neden bahsettiklerini anlamış.
‒ Korkmayın yavrularım. Sizin o gördüğünüz hayvan sadece bir öküzdür. Hem zannettiğiniz kadar da büyük bir hayvan değildir. İstesem ben de onun kadar büyük olabilirim, demiş.
Yavru kurbağalar şaşırmışlar ve hep bir ağızdan,
‒ Hadi ol ol, diye bağırmışlar.
Baba kurbağa,
‒ Şimdi bana dikkatle bakın, demiş ve kendini şişirmiş.
‒ Bu kadar mı büyüktü, diye sormuş. Yavru kurbağalar hep bir ağızdan,
‒ Hayır hayır, çok büyüktü, diye bağırmışlar.
Baba kurbağa kendini biraz daha şişirmiş ve sormuş:
‒ Nasıl öküz kadar oldum mu?
Yavru kurbağalar yine hep bir ağızdan bağırmışlar:
‒ Daha büyüktü, daha büyüktü. Boşuna kendini zorlama patlayıncaya kadar şişsen de yine o hayvan kadar olamazsın.
Baba kurbağa, yavruları karşısında küçük düşmek istememiş, onlara kızarak bütün gücü ile kendini şişirmiş. Gözleri yerlerinden fırlayacak gibi olmuş ve yavrularının meraklı bakışları arasında birden bire pat diye patlayıvermiş.
Yani baba kurbağa, öküz gibi olacağım derken ölüvermiş.