Cinlerin Nitelikleri 2. Bölüm

Cinlerin Nitelikleri 2. Bölüm

Cinlerin Nitelikleri:

6. Cinler mükelleftirler

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Ben cinleri de, insanları da ancak bana ibadet etsinler diye yarattım. Ben onlardan bir rızık da istemiyorum. Bana yemek yedirmelerini de istemiyorum. Çünkü şüphesiz ki Allah’tır, hem rızkı veren, hem pek çetin kudret ve kuvvet sahibi olan.” (ez-Zariyat, 51/56-58)

İbn Kayyim -Allah’ın rahmeti üzerine olsun- diyor ki:

“Yüce Allah onları ibadet etmek için yarattığını bildirmektedir. Aynı şekilde kendisine ibadet etsinler diye onlara rasûller göndermiş ve bu peygamberlere kitaplarını indirmiştir. O halde ibadet onların kendisi için yaratıldıkları yaratılış amaçlarıdır. Onlar terkedilip bırakılsınlar diye yaratılmadılar. Çünkü böyle bir iş, yokluk ile alakalı bir durumdur, yokluk mükemmelliğin sözkonusu olmadığı bir haldir. Oysa emrolunana uymak bundan farklıdır. Çünkü bu varlık ile alakalı bir durumdur ve varolması istenen bir iştir.”

Tirmizî’nin, Sünen’inde, Ebu Hureyre Radıyallahu anh’dan sabit olan rivayete göre, Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

“Ben diğer peygamberlere altı özellikle üstün kılındım…” Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem bunlar arasında: “Ve ben bütün yaratılmışlara peygamber olarak gönderildim” diye buyurmuştur. Tirmizî dedi ki: Bu hasen, sahih bir hadistir.

Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem’in:

“Ve ben bütün yaratılmışlara peygamber olarak gönderildim” buyruğundan kasıt, onların cinlerine de, insanlarına da peygamber gönderildiğidir. Nitekim buna tanıklık etmek üzere Darimî Sünen’inin mukaddimesinde İbn Abbas Radıyallahu anh’dan şunu rivayet etmektedir:

Ona: Onun -yani Peygamberimizin diğer peygamberlere üstünlüğü nerededir, diye soruldu. İbn Abbas dedi ki: Yüce Allah: “Biz gönderdiğimiz her peygamberi -kendilerine apaçık anlatsın diye- ancak kendi kavminin dili ile gönderdik.” (İbrahim, 14/4) diye buyurmaktadır. Yine yüce Allah Muhammed Sallallahu aleyhi vesellem’e: “Biz seni ancak bütün insanlar için gönderdik.” (Sebe’, 34/28) diye buyurmaktadır. Böylelikle onu hem cinlere, hem insanlara peygamber olarak göndermiştir. İbn Hacer der ki:

“Cinlerin mükellef oldukları ortaya çıktığına göre, onlar tevhidi kabul etmekle ve İslâmın rükünlerini yerine getirmekle yükümlüdürler. Bunların dışında kalan diğer fer’î hükümlere gelince, bu hususta görüş ayrılığı vardır. Çünkü tezek ve kemik kullanımının nehyedildiğine ve bunların cinlerin azıkları olduğuna dair sabit olan rivayetler vardır.”

7. Cinlerin müslümanı, kafiri, salih olanı, olmayanı vardır

Yüce Allah cinlerin şöyle dediklerini haber vermektedir:

“Gerçekten biz kimimiz salih kimseleriz, kimimiz bundan aşağıdadır. Biz çeşit çeşit yollara ayrılmışız.” (el-Cin, 72/11)

Beğavî, Meâlimu’t-Tenzîl adlı tefsirinde şunları söylemektedir:

Yüce Allah’ın: “Kimimiz bundan aşağıdadır” buyruğu salihlerden değildir, demektir. “Biz çeşit çeşit yollara ayrılmışız.” Çeşitli cemaatlere, değişik sınıflara ayrılmışız. Mücahid dedi ki: Müslümanlar ve kâfirler olarak ayrılmışız demek istemektedirler, diye açıklamıştır.

Farklı hevâ ve mezheplere ayrılmışız, diye de açıklanmıştır. el-Hasen ve es-Süddi: Cinler de sizin gibidir. Kimileri kaderiyecidir, kimileri mürcieci, kimisi de rafızidir. İbn Keysan dedi ki: İnsanların hevâları gibi herbir fırkanın da kendisine göre bir hevâsı bulunan değişik gruplara ayrılmışlardır. Said b. Cübeyr dedi ki: Çeşitli renklerdeyiz demektir. Ebu Ubeyde: “Çeşitli sınıflar, demektir” diye açıklamıştır.

Yüce Allah aynı şekilde onlardan şöyle dediklerini haber vermektedir:
“Gerçekten kimimiz müslümanlar, kimimiz zalimleriz. Müslüman olmuşlar, işte onlar doğru
yolu aramış olanlardır. Zalim olanlara gelince onlar cehenneme odundurlar.” (el-Cin, 72/14-15)

“Zalim olanlar” kâfir olanlardır. Cinler arasında samimi müslümanların varlığına tanıklık eden buyruklardan birisi de yüce Allah’ın şu buyruğudur:

“Hatırla ki, cinlerden bir grubu Kur’ân’ı dinlesinler diye sana yöneltmiş idik. Onun huzuruna geldiklerinde: ‘Susup dinleyin’ dediler. (Okunması) bitirilince de kavimlerine uyarıcılar olarak döndüler. Dediler ki: ‘Ey kavmimiz, biz Musa’dan sonra indirilmiş olup, kendinden öncekileri doğrulayan, hakka ve dosdoğru yola ileten bir kitap dinledik. Ey kavmimiz! Allah’ın davetçisinin çağrısını kabul edin ve ona iman edin, ta ki Allah günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi acıklı bir azaptan kurtarsın. Kim Allah’ın davetçisinin çağrısını kabul etmezse o yeryüzünde (Allah’ı) âciz bırakıcı değildir. Onun ondan başka dost ve yardımcıları da olmaz. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.'” (el-Ahkaf, 45/29-32)

Bu buyruk cinlerden mü’min olan bu topluluğun, dinledikleri Kur’ân-ı Kerim’in ne kadar ileri ölçüde büyük etkisi altında kaldıklarına derin bir işaret taşımakta, kendi kavimlerini imana ve İslâma davet edecek kimseler olmakla sahip oldukları pek büyük ayırıcı özelliklerini açığa çıkarmaktadır. Bunlar kalpte huşû’u ve yakîni harekete getiren anlardır. Aynı zamanda Kur’ân-ı Kerim’den ve imandan yüz çeviren herkesi uyarıp, tehdit etmektedir. Eğer bu kitabın hitabına boyun eğmez ve onu indirene teslim olmazsa, o kimse için cehennem ateşinden başka bir karşılık verilmeyecektir. Orası ne kötü bir duraktır:

“Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse onu zorlu bir azaba sokar.” (el-Cin, 72/17)

Aynı zamanda bu olay, mü’min kimseleri İslâmı tebliğ etmekte, İslam davetini insanlara ulaştırmakta olanca gayreti ortaya koymak için de gayrete getirmektedir:

“Allah’a davet eden, salih amel işleyen ve: ‘Şüphesiz ki ben müslümanlardanım’ diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir?” (Fussilet, 41/33)

Cinlerden bir kısmının mü’min ve müslüman olduğuna delil gösterilebilecek rivayetlerden birisi de, Muslim’in Namaz bölümünde zikrettiği İbn Abbas Radıyallahu anh’ın şu sözleridir:

Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem cinlere ne Kur’ân okudu, ne de onları gördü. Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem ashabından bir grup ile birlikte Ukaz panayırına doğru gittiler. O sırada şeytanlar ile semadan haber almaları arasında bir engel konulmuştu. Onlara gökten alevli ateşler gönderildi. Şeytanlar kavimlerine geri döndüklerinde:

“Size ne oluyor dediler”, onlar:

“Bizimle semanın haberi arasına engel konuldu ve üzerimize alevli ateşler gönderildi”, dediler. Öbürleri

“bu ancak meydana gelmiş önemli bir olay sebebiyle olmuştur. Haydi yeryüzünün doğularına, batılarına gidiniz.” Tihâme tarafına doğru yola koyulmuş grup, -Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem Nahle denilen yerde iken. Ukaz’a doğru gidiyorlarken orada ashabına sabah namazını kıldırdığını gördüler. Kur’ân’ı duyunca ona kulak verdiler ve:

“İşte bizimle semanın haberi arasına engel olan budur”, dediler.

Bunun üzerine kavimlerine geri döndüler ve:

“Ey kavmimiz dediler. Biz hayret veren bir Kur’ân dinledik. O dosdoğru yola iletiyor. Bu sebeple biz de ona iman ettik, Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayız.” Bunun üzerine yüce Allah, Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem’in üzerine: “De ki: ‘Bana şu vahyolundu:

Cinlerden bir topluluk beni dinlediler…'” (el-Cin, 72/1) buyruklarını indirdi.

Aynı şekilde cinlerden müslüman olanların varlığına delil gösterilebilecek hususlardan birisi de yine Muslim’in Sahih’inin Tefsir bölümünde Abdullah (b. Mesud) dan naklettiği şu rivayettir:

“Onların o tapındıkları da rablerine hangisi daha yakın olacak diye yol ararlar” buyruğu hakkında (Abdullah b. Mesud) dedi ki:

“İnsanlar bir topluluk, cinlerden bir topluluğa ibadet ve dua ediyorlardı. Nihayet cinlerden bir topluluk İslâma girdi, fakat insanlar onlara ibadete devam etti. İşte bunun üzerine: “Onların o tapındıkları da rablerine hangisi daha yakın olacak diye yol ararlar.” âyeti nâzil oldu.”

Müslüman cinlerin güzel amelleri, iyi fiilleri vardır. Meselâ, Beyhaki’nin Şuabu’l-İman adlı eserinde nakledildiğine göre onlar iyiliği emreder, yalan ve kötülükten uzak tutmaya çalışırlar.

Yine Taberânî’nin, el-Mu’cemu’l-Kebir’inde belirtildiği üzere onlardan kimisi kulun dikkatini tevhide çeker ve onu şirkten sakındırır. Bezzar’ın Müsned’inde belirtildiğine göre onlardan kimileri namaz kılan mü’minle birlikte namaz kılarlar, mü’minin Kur’ân okuması ile birlikte Kur’ân okurlar ve onu dinlerler.İbn Ebi Şeybe’nin, Musannef’inde ile el-Hallal’in es-Sünne adlı eserinde belirtildiği üzere Ömer Radıyallahu anh’ın öldürülmesi dolayısıyla onların bir kesimi ağlamıştır. Aynı şekilde yine el-Hallâl’ın es-Sünne24[24] adlı eserinde Osman Radıyallahu anh’ın öldürülmesi için de ağladıkları gibi, Huseyn Radıyallahu anh’ın öldürülmesi üzerine de ağladıkları zikredilmiştir.

Birisi: Cinler arasında sahabi sayılacak kimseler var mıdır? diye sorarsa şöyle cevap verilir:

Buhârî’nin sahabiyi: “Müslüman olarak Nebi Sallallahu aleyhi vesellem’le sohbette bulunan yahut onu gören kimsedir” diye açıklamasını sözkonusu eden İbn Hacer şunları söylemektedir: “Acaba bu bütün Adem oğullarına mı hastır, yoksa onların dışındaki diğer akıl sahiplerini de kapsayacak bir genellikte midir? Bu düşünülmesi gereken bir husustur. Cinleri sözkonusu edecek olursak, tercihe değer husus onların bu kapsama girdikleridir. Çünkü Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem’in onlara da peygamber olarak gönderildiği kesindir. Onlar da mükelleftirler. Aralarında isyankârlar vardır, itaatkârlar vardır. Aralarından ismi bilinenlerin ashab-ı kiram arasında anılmasında tereddüt etmemek gerekir. Her ne kadar İbnKesir bu hususta Ebu Musa’yı ayıplamakta ise de bu hususta herhangi bir delile dayanmamaktadır.”( Fethu’l-Bârî, VII, 4; Ayrıca bk. Lisânu’l-Mizân, VII, 301)

  1. Bölüm için TIKLAYINIZ
  2. Bölüm için TIKLAYINIZ
  3.  

din, islam, cin, cinler, şeytan, cinlerin nitelikleri, cinler hakkında, kıyamet, huri, huriler, kıyamet günü, haşere, rahmet, şeytanlar, ayet, hadis, müslüman cinler, cinler namaz kılarmı, cinler ibadet edermi, 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: